Sıtma Hastalığı
SITMA
Sıtma anofel cinsi sivrisineklerin ısırması ile insanlara bulaşan plasmodium adlı protozoonun yaptığı bir hastalıktır. Hastalığın en önemli özelliği nöbetler şeklinde gelişen ateş, anemi ve splenomegali ile seyretmesi, başlangıçta akut seyirli, fakat tedavi edilmediğinde kronikleşme eğilimi göstermesidir. Dünyada halen yaygın bir hastalıktır.
![]() |
>![]() |
Etken :
Plasmodium türlerinin çoğu tanımlanmıştır. Bunlar doğal olarak değişik hayvan türlerini infekte ederler. Sadece dördü ( P. vivax, P. ovale, P. falciparum, P. malariae) insan patojenidir.
|
![]() |
Vektör :
Hastalığın oluşabilmesi için mikrobun hayat evresinden bir bölümünü geçirdiği anofel cinsi sivrisineklere ihtiyaç vardır. Sıtma, dişi anofelin kan emerken sporozoitleri enjekte etmesiyle bulaşır. Sporozoitler kan dolaşımına girer girmez karaciğeri işgal ederler. Burada çoğalan parazit karaciğer hücrelerini parçalayarak kana dökülür ve kanın alyuvarlarını işgal eder. Bu şekilde sikluslarla hastalık sürer.

Epidemiyoloji :
Sıtma dünyada yaygın bir infeksiyondur. Her yıl oluşan 100 milyon malarya olgusundan takriben 1 milyonu ölmektedir. Kuzey 64 derece ile güney 32 derece paralelleri arasındaki bölgede fazla bulunur. Ayrıca insandan kan emen anofel türlerinin üreyebildiği, insanlarda hastalık yapan plasmodiumların bulunduğu ve anofellerde plasmodiumların gelişebildiği her yerde sıtma olguları görülür. Dufy grubu eritrosit antijeni P. vivax'ın eritrosite invazyonu için gereklidir. Siyah ırkda Duffy grubu olmadığından P. vivax infeksiyonu oluşmaz. Bu sebepten Afrika'da P. vivax infeksiyonu az bulunurken Hindistan'da fazla bulunur Sıtma Türkiye'nin önemli infeksiyonlarından biri iken, 1926 yılında başlatılan savaşla yüz güldürücü sonuçlar alınmıştır. 1955 yılından sonra sıtmanın eradike edilmesi konusunda Dünya Sağlık Örgütü'nün önerileri ile yoğun bir faaliyete geçilmiş, 1958-1964 yılları arasında sıtma olgu sayısı yıllık 5000, 1965-1975 yılları arasındaki on yıllık dönemde ise olgu sayısı yıllık 2000 civarında olmuştur.
![]() |
![]() |
|
Hastalığın yayılması için;
- 1- Sıtmalı, kanında gamet taşıyan rezervuar insan,
- 2- Sıtma parazitlerini sporogoni ile geliştiren ANOFEL cinsi sivrisinek,
- 3- Sivrisinekle ısırılan sıtmaya hassas insan olmalıdır.
![]() |
![]() |
Klinik :
Kuluçka süresi Plasmodium’un türüne göre değişir. Ortalama 14 gündür. P. vivax'da 8-23 gündür. P. falciparum’da aynı veya daha kısa olabilir. P. malariae ve ovale'de daha uzundur. Nöbet başlamasından bir kaç gün önce halsizlik, neşesizlik, iştahsızlık, baş ağrısı gibi belirtiler vardır. Ateş; Vivax sıtmasında 42-48 saat, Ovale sıtmasında 50 saat(Tersiyana); Malarya sıtmasında 72 saat (Kuartana), Falciparum'da 48 saat (Tropika) aralıklarla çıkar. Ateşli nöbetler 3 dönem ile karakterlidir; Titreme hissinden şiddetli, kontrol edilemeyen sallantıya kadar varan Soğuk Dönem , Yüksek ateşte oluşan Sıcak Dönem ve bütün vücutta terleme ile karakterli Terleme Dönemi.
Sıtma hastalığının seyrinde 2 devre vardır :
![]() |
![]() |
![]() |
- 1- Nöbetler arası ateşsiz devre,
- 2- Şizontların kana dökülmesi ve eritrosite girinceye kadar süren ateşli devre.
Sıtma nöbetleri sırasında dudaklarda uçuk çıkabilir. P. falciparum sıtmasında serebral malarya , şok akciğeri benzer tablo, kolera sendromu gibi komplikasyonlar sık görülür. Karasu ateşi masif intravasküler hemoliz sonucu, ikter, hemoglobinüri, akut renal yetmezlik bulgularıyla karakterize bir tablo oluşturur. Hastalık uzadıkça dalak giderek büyür ve sertleşir.
Tanı :
Hastalığın tanısı, tipik ateş nöbetleri nedeniyle klinik olarak şüphelenildiğinde mutlaka kanda parazitlerin gösterilmesi ile konmalıdır. Özellikle yaygın olduğu bölgelerde ya da bu bölgelere seyahat öyküsü olması da tanıyı akla getirir. Laboratuvar olarak tanı koymak için kan yayması ile kalın damla preparatlarının incelenmesi gerekir. Malarya tanısı ancak Plasmodiumların görülmesi ile konulur. Sıtmada tipik olarak hemolizin şiddetini gösteren anormal laboratuvar bulgular gözlenir. Normokrom normositer anemi, azalmış nötrofil sayısı, monositoz ve trombositopeni başlıca bulgulardır.
Tedavi :
Sıtma yurdumuzda ihbarı zorunlu hastalılardan olup, 7402 sayılı kanunla sıtma ilaçlarının satışı yasaklanmıştır. Tanı konulduğunda hastaların tedavisi ücretsiz verilen ilaçlarla ilgili kurumlar tarafından yapılır. Tedavide şizontlara ve gametositlere etkili kolorokin ve ekzoeritrositer şekillere etkili primakin kombine olarak verilir. Klorokine dirençli P. falciparum sıtmasında meflokin verilir.

Korunma :
Hastalığı geçirenlerde türe özgü bağışıklık kalabilir. Korunma için sıtmanın endemik olduğu bölgelere gideceklere kemoprofilaksi yararlıdır. Klorokin ve primetamin kombinasyonu verilebilir. Plasmodiumların çeşitli formlarına karşı etkili bir aşı elde edilmesi çalişmaları halen sürmektedir. Sıtma ile savaşın bir başka yanı da vektör olan anofel ile savaştır. Bu amaçla olgun sivrisinekler ve larvaları ile mücadelede çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Özellikle bataklıkların kurutulması gibi çalışmalar sıtmanın önlenmesinde son derece yararlıdır. Yapılan tarımla ilgili olarak özellikle çeltik tarlaları olan ya da durgun suların bulunduğu yerlerde sıtma mücadelesi yapılması gereklidir. Sıtmanın yayılımı coğrafi olarak da kontrol edilebilir ve mutlaka yeni bir uygulama yapılırken bu açıdan da değerlendirilmelidir. Baraj gölleri ya da küçük sulama göletleri çok amaçlı olarak oluşturulurken hiç beklenmedik şekilde sıtma olgularının ortaya çıktığı daha önceki yıllarda görülmüştür.
Sıtma Hastalığı
- Sıtma Mikrobu
- Sıtma Belirtileri
- Sıtma Tedavisi
- Sıtmadan Korunma
- Sıtma Hastalığı Hakkında
- Sıtmanın İlacı
Sıtmanın İlacı
Kinin, kınakına ağacının kabuğundan elde edilen bir alkaloid maddedir. Özellikle sıtma hastalığının tedavisinde kullanılır. Çoğunlukla kinin sülfat şeklinde kapsül veya tablet olarak ağızdan alınır veya ampul şeklinde şırınga edilebilir. Tonik ve içki olarak kullanıldığı gibi, adale zayıflıklarına ve bazı nevraljilere de iyi gelmektedir. Kinin sadece doktor gözetimince alınmalıdır. Çünkü fazla alınırsa kan hücrelerinin parçalanması sonucu karasu humması denilen bir hastalık ve böbrek yetmezliği meydana gelebilir. Kinin yerine atebrin de sıtmaya iyi gelmektedir. Kınakına kabuğunun bir başka ürünü olan kinidin ise çok hızlı ve düzensiz nabız atışlarının yani taşikardinin tedavisinde kullanılmaktadır. Kalp hareketlerini yavaşlatmakta ve kalp atışlarının süresini azaltmakta olan kinidin (Natisedin) ağızdan alınır









